Erkin SAÇAR

Erkin SAÇAR

GELİN EVLATLARIMIZIN GELECEĞİNİ KAZANALIM

GELİN EVLATLARIMIZIN GELECEĞİNİ KAZANALIM

Değerli Anne, Babalar;

Televizyon ekranlarında heyecanla kayıpları ararken; bedenen evimizde yaşayan, odasına, kitaplara, telefona, tablete, yalnızca konuştuğumuz sözlerimize hapsettiğimiz aslında evin içinde kaybettiğimiz evladımızın farkına varamayız. Yine ekran başında başkalarının hayatlarına üzülürken, vah vah yazık derken kendi ağlanacak halimizin farkında olmayız. Yemek programlarını izleyip gün arkadaşlarımızla eğlenirken çocuğumuzun bizden beklediği ilgiyi, sevgiyi unutup sadece “Odana git ders çalış, ödevin yok mu senin, eline bir kitap al da oku.” deriz. Bırakın yarışmada ister ünlüler kazansın ister gönüllüler, gelin biz hep beraber, birlikte evlatlarımızın geleceğini kazanalım.

Evet, değerli okuyucularım. Bu hafta okulumuzda veli toplantıları vardı. Dersine girdiğim üç sınıfın velileri de genel manada toplantıya katılmışlardı. Sınıflar oldukça kalabalıktı. Bu memnuniyet verici bir tabloydu. Öğrencisinin peşinde olan, durumunu merak eden velilerimiz. Sınıflara girdiğimde de heyecanla söyleyeceklerimi bekliyorlardı ve çoğu velim de kendilerince haklı olarak çocuklarının ders başarılarını bireysel anlamda değerlendirmemi bekliyordu. Bireysel hiçbir değerlendirme yapmadım. Buyurun devam edelim.

Değerli Velilerimiz, öncelikle çocuklarınızı seviniz, hem de çok seviniz. Onlar sizin en değerliniz. Biliyoruz ki başlarına, Allah korusun, en ufacık bir şey gelse ciğeri yanacak kişiler de sizlersiniz ve yine biliyoruz ki ufacık bir sağlık sorunuyla karşılaştığınızda “Evladım iyi olsun, bir iyileşsin de başka hiçbir şey istemiyorum.” sözünü hepimiz söyleriz. O zaman sabrımızın tükendiği her noktada aklımıza bu bölüm gelsin lütfen.

Çocuklarınızın ders başarısından ziyade öncelikle şunları değerlendirmek gerek. Çocuğunuz okula mutlu geliyor mu; okulu, öğretmenlerini, arkadaşlarını seviyor mu? Öğrenciniz sorumluluk sahibi mi, verilen ödevleri yapmak için “ÇABA” ve “EMEK” harcıyor mu? Evde çalışan, çabalayan, mücadele eden çocuğun sınav sonuçları istenildiği gibi gelmediğinde anne babanın yapacağı tek şey evladını sarıp sarmaktır. Çocuğunuz zaten istediği başarıyı yakalayamamanın üzüntüsünü taşıyorsa, yaşıyorsa bu çocuğun üzerinde baskı kurmak hem boş hem de gelecek adına daha da büyük sorunların başlatıcısı olacaktır.

Çocuğum kitap okumuyor ya da öğretmenimizin zoruyla kitap okuyor, diyenleriniz de illaki vardır. Bizim kültürümüzde şöyle bir söz vardır. Oğul atadan görmedikçe sofra kurmayı öğrenmez. Yani anne babalar olarak sizler kitaplarla ne kadar muhatapsınız? Anne babasının elinde bir kez bile kitap görmemiş çocuktan nasıl bir kitap sevgisi veya okuma alışkanlığı bekliyoruz? Şimdi belki de diyeceksiniz ki “Ya Hoca’m, bu yaştan sonra elimize kitap mı alalım?” Sorun bu yaşa kadar elinize kitap almamış olmanız zaten! Önümüzdeki hafta velilerimizle kitap okuma grubu oluşturuyoruz. Her ay en azından bir kitap beraber okuyacağız.

Yine bir başka sorunumuz öğrencilerinizi akrabanın oğluyla, komşunun kızıyla, sıra arkadaşıyla kıyaslamak. Hele ki yakın arkadaşlarıyla kıyaslamak en tehlikelisi. Çocuğunuzun ders başarısı ve psikolojik durumunun yanında arkadaşını da elinden almış olursunuz. Çocuklarınızı, o kıyasladığınız çocuklarla düşman haline getirirsiniz. Yine söylüyorum, tekrar söylüyorum, tekrar tekrar da söylemek gerekir. Çocuğunuzun lütfen emeğine, çabasına vurgu yapın. Evde düzenli çalışmayan, gereken emeği harcamayan, sorumluluk sahibi olmayan bir çocuğun akademik başarıyı yakalamış olması geçici, kısa süreli bir başarının göstergesidir.

Yine birçok velimize “Çocuğunuzun öğrenme tutkusunu arttırmak için ne yapıyorsunuz?” diye sorduğumda çoğu zaman “Ödüllendiriyoruz Hoca’m!” cevabını alıyorum. Yani sen deneme sınavlarında veya yazılılarda istediğim sonucu alırsan sana ödül var ama istediğim sonucu elde edemezsen ödül yok, sen başarısızsın. Çocuğa şu mesajı veriyoruz: Benim istediklerimi, beklentilerimi karşıladığın, anne ve babanı mutlu eden sonuçları getirdiğinde ödülü hak ediyorsun, başarılısın, değerlisin. Ama aksi durumda tam tersi. Çocuğumuzla lütfen ticari bir ilişkiye girmeyelim. Çocuğun sonucunu değil sürecini görelim. Bir ödüllendirme yapacaksak da yine sonuca bakarak değil çocuğun harcadığı emeğe ve çabaya ödül verelim.

Her çocuk kendine özeldir. Kendine özgü bir anlama hızı vardır, yapma, yapabilme kapasitesi vardır. Değerli Eğitimci Yazar Prof. Dr. Bahar Eriş’in dediği gibi “Her çocuk kendi hızında ilerler, lütfen arkadan ittirmeyiniz.” Bazı velilerimizin çocuklarından yüksek başarı beklentisi var. Çocuğu ders başarısı beklentisiyle o kadar boğuyor ki aslında çocuğuna iyilik yaptığını düşünüyor. Tam aksine kendisinden potansiyeli üzerinde başarı beklenen çocuk hem anne babasından duygusal anlamda uzaklaşırken bu baskının boyutuna göre kopya çekme, yalan söyleme davranışları göstermeye, en önemlisi de sınav kaygısını üst düzeyde yaşamaya başlıyor. İddia ediyorum ki çocukların sınav korkusunun, kaygısının, sınav anında veya birkaç gün öncesindeki karın ağrılarının temel sebebi anne babanın kurduğu yüksek baskı ve başarı beklentisi.

Beş yıl önce bir okulda müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum. Ders başarısı düşük 8. sınıf bir kız öğrencimizin sorunları var. Sorunlar gittikçe artıyor. Okula gelmediğini fark ettiğim bir gün daha ilk derste hemen ailesini aradım. Sanki içime de doğmuştu o gün bir şeylerin ters gittiği. Anne baba çalışıyor. Kızlarını okulda zannediyorlar. “Nerede Hoca’m bu kız, nereye gider ki?” diye feryat figan geldiler. Başladı aile anlatmaya “Onun için çalışıyoruz Hoca’m. Biz Ordu’dan buraya göç ettik. Önce eşim çalışıyordu. Bir ev alalım, kiradan kurtulalım, dedik. Biraz da kredi çekip evi aldık. Ardından da bir de araba alalım, dedik. Ben de işe girdim. Bir kredi de araba için çektik. Mecburen ikimiz de çalışıyoruz Hoca’m. Eskiden böyle değildi kızımız. Ben de işe girdiğimden beri kolayını bulamıyoruz. İyice kaybettik, uzaklaştı bizden. Her dediğini alıyoruz, her dediğini yapıyoruz. Ama bir türlü yaranamıyoruz. Ben mutlu değilim, diyor sürekli. Her zaman da bizi eleştiriyor. Oysa biz onun için çalışıyoruz.” Onun için derken? Evin alınmış olması, arabanın alınmış olması, bunlardan hangisi kızımız için? En son ne zaman beraber sohbet ettiniz? Ailece bir etkinlik ne zaman yaptınız? Ailece yemeğe ne zaman çıktınız? Hayatın koşuşturmacasına dalıp aile üyeleri evde birbirlerini göremiyorlar ki ne etkinliği ne sohbeti. Anne baba çalışmasın demiyorum, bu bambaşka bir konu ama ev almak, araba almak için çekilen kredileri ödemek zorunda olduğu için çalışmaya da devam etmesi gereken bir anne baba kızının bu halleriyle nasıl baş edecek? Daha fazla para kazanmak, daha fazlasına sahip olmak, evimiz de olsun, arabamız da olsun, eşyalarımız da yenilensin düşüncesiyle kazandığımızı zannederken aslında evlatlarımızın geleceğini kaybediyoruz. Değerli Eğitimci Yazar Salih Uyan Hoca’mızın dediği gibi “İşten güçten çocuklarına vakit ayıramayan ebeveynler, gün geliyor çocuklarıyla uğraşmaktan işe güce vakit bulamıyor! Yani vakti sadece nakit olarak görenler, sonraki hayatında taksit taksit bedel ödüyor. Maalesef.” İşte bu kızımızın babası da tam olarak bunu diyordu. Hoca’m ben artık bu kızla uğraşmaktan çalışamaz oldum. Üzülmüştüm.

İşte böyle Değerli Velilerim, toplantımız bitmiştir. Gelin başladığımız ifadelerle yazımızı noktalayalım.

Televizyon ekranlarında heyecanla kayıpları ararken; bedenen evimizde yaşayan, odasına, kitaplara, telefona, tablete, yalnızca konuştuğumuz sözlerimize hapsettiğimiz aslında evin içinde kaybettiğimiz evladımızın farkına varamayız. Yine ekran başında başkalarının hayatlarına üzülürken, vah vah yazık derken kendi ağlanacak halimizin farkında olmayız. Yemek programlarını izleyip gün arkadaşlarımızla eğlenirken çocuğumuzun bizden beklediği ilgiyi, sevgiyi unutup sadece “Odana git ders çalış, ödevin yok mu senin, eline bir kitap al da oku.” deriz. Bırakın yarışmada ister ünlüler kazansın ister gönüllüler, gelin biz hep beraber, birlikte evlatlarımızın geleceğini kazanalım.

Erkin SAÇAR

Eğitimci Yazar

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI:

Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamuajans.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Erkin SAÇAR Arşivi
SON YAZILAR